Category: Tarife Cetveli+articles

8501 Gümrük Tarife Pozisyonu Jeneratör Alternatör Motor

8501 Gümrük Tarife Pozisyonu

8501 Tarife Pozisyonunda, elektrik motorları ve jeneratörleri sınıflandırılır. 8501 Tarife pozisyonu,  motorlu taşıtlarda motorla birlikte kullanılan jeneratörler hariç olmak üzere tüm elektrik motorlarını ve jeneratörlerini kapsar. (Motorlu taşıtlarda motorla birlikte kullanılan dinamo ve alternatörler 8511 pozisyonunda sınıflandırılır) Ayrıca jeneratör setleri de (motor+jenaratör birleşik gruplar) 8501 pozisyonu kapsamında değildir. Yani tek başına elektrik motoru veya tek başına jeneratör 8501 pozisyonunda sınıflandırılır; ancak örneğin benzinli bir motor ile jeneratörün entegre olduğu jeneratör setleri 8502 pozisyonunda değerlendirilir. 8501 pozisyonunun altında, ürünler özelliklerine ve güç kapasitelerine göre alt pozisyonlara ayrılmıştır. Bu cihazların nasıl sınıflandırıldığını anlamak için öncelikle bazı temel kavramları bilmek gerekir: Alternatif Akım (AC) – AC Motor Alternatif akım, yönü ve şiddeti zamanla periyodik olarak değişen elektrik akımıdır – evlerimizde prizden aldığımız elektrik AC türündedir. AC elektrikle çalışan AC motorlar, bu dalgalı elektrik akımını mekanik dönme hareketine çevirir. Bu dönme hareketini kısaca şu şekilde açıklayacağım. AC Motorda, rotor(dönen kısım) ve Stator(sabit kısım) adı verilen bölümler bulunur. Elektrik akımı neticesinde stator ve rotordaki manyetik alanlar etkileşime girer. Bu elektromanyetik etkileşim rotorun dönme hareketi gerçekleştirmesini sağlar. Böylece mekanik enerji üretilmiş olur. Doğru Akım (DC) ve DC Motor: Doğru akım, yönü değişmeyen, sabit yönde akan elektrik akımıdır; pillerin ve adaptörlerin sağladığı elektrik DC’dir. DC motorlar, elektrik enerjisini doğru akım yoluyla alıp mekanik enerjiye dönüştürürler. DC motor da tıpkı AC motor gibi, bir rotor ve bir statordan oluşur. AC motorların aksine, DC motorların dönmeyen, sabit kısmı olan statörü kalıcı mıknatıslardan oluşur Küçük DC motorlar genelde pille çalışan oyuncaklarda, elektronik cihazların fanlarında veya taşınabilir elektrikli aletlerde bulunur. Örneğin uzaktan kumandalı bir oyuncak arabadaki küçük motor, pillerden aldığı DC akımla tekerleklere hareket verir. Aynı şekilde şarjlı matkap ve tornavidalar da içlerindeki DC motor sayesinde döner. Ac Motor ve DC Motor Karşılaştırması İki motor türü arasındaki temel farklar şunlardır: ELEKTRİK AKIM TÜRÜ AC Motor: Alternatif akım (şebekedeki gibi dalgalı ve yön değiştiren akım) ile çalışır. DC Motor: Doğru akım ile çalışır (sabit yönlü ve genellikle pil, batarya veya adaptör kaynaklı) ÇALIŞMA PRENSİBİ AC Motorlar genellikle manyetik alanın döndürülmesiyle çalışır. DC Motorlar ise sabit bir mıknatıs alanı içinde, akım verilen bobinlerin doğrudan dönmesiyle çalışır. HIZ VE TORK KONTROLÜ AC Motorda, hız kontrolü zordur. Tork genellikle sabittir, hassas ayar için özel kontrol gerekir. DC Motor; hızı ve torku çok hassas biçimde kontrol edilebilir. Voltaj değişimiyle kolayca hız ayarı yapılır. KULLANIM ALANLARI AC Motorlar,  beyaz eşya (çamaşır makinesi, klima) Endüstri (konveyör sistemleri, kompresörler), büyük fanlarda kullanılır. DC Motorlar; elektrikli araçlar, robotik sistemler, oyuncaklar, küçük fanlar, şarjlı el aletlerinde kullanılır. ENERJİ VERİMLİLİĞİ Büyük sanayi uygulamalarında AC motorlar daha ekonomiktir. Küçük sistemlerde DC motorlar daha verimli olabilir. Elektrik Jeneratörü Jeneratör, çeşitli enerji kaynaklarını (mekanik, güneş vb) harici bir devrede kullanılmak üzere elektrik enerjisine dönüştüren makinelerdir.  Yani bir ekseni döndürmek için harcanan mekanik güç, jeneratör içinde elektrik üreten bir düzeneğe dönüşür. Jeneratörler hem AC hem DC çıkışlı olabilir. Bu bakımdan; Doğru akım (DC) jeneratörleri (dinamolar) ve diğeri dalgalı akım (alternatif akım (AC) jeneratörleri (alternatörler) olmak üzere başlıca iki sınıfa ayrılmaktadır. Doğru akım (DC) jeneratörlerinde segmanlı bir komütatör rotor mili üzerine monte edilmiştir. Üretilen akım, komütatör segmanlarına sürten karbon fırçaları sistemiyle toplanılır ve dış devreye nakledilir. Alternatif akım jeneratörleri (AC), çoğu hallerde fırçasız olup, üretilen elektrik enerjisi direkt olarak dış devreye verilir. Büyük elektrik santrallerindeki türbin jeneratörleri, türbinin dönme hareketini kullanarak elektrik üretir. Rüzgâr türbinleri de pervanenin mekanik dönme enerjisini jeneratör vasıtasıyla elektrik akımına çevirir. Taşınabilir jeneratörlerde ise benzinli bir motor mekanik güç sağlar ve jeneratör bunu elektrik akımına dönüştürür. Jeneratör terimi genel olup hem AC hem DC üreticileri kapsar. Alternatör Alternatör, AC türü elektrik üreten jeneratörlere verilen özel isimdir. Özellikle araçlarda kullanılan şarj dinamoları için bu terim yaygındır. Araba alternatörü, motorun mekanik enerjisini alarak önce AC elektrik üretir ve bunu içerisindeki doğrultucu diyotlarla DC akıma çevirerek aküyü şarj eder. Geçmişte otomobillerde “dinamo” adıyla doğru akım üreten jeneratörler kullanılmışken, günümüzde hepsi alternatör tipindedir (daha verimli ve güvenilir DC kaynağı sağladığı için). Kısaca her alternatör bir jeneratördür (AC üretir), fakat her jeneratör alternatör olmayabilir (çünkü DC jeneratörler de vardır). Alternatör örneği olarak otomobillerdeki 12 V’luk şarj dinamoları verilebilir; motor çalıştığında alternatör dönerek elektrik üretir ve araç elektroniğini besler. Elektrojen Her ne kadar dış görünüş tek başına yeterli olmasa da; DC Jeneratör ile Alternatörleri ayırt etmek mümkündür. DC jeneratörlerde komütatör bulunur ve dışarıdan bakıldığında fırça yapısı farkedilir. Alternatörlerde ise komütatör bulunmaz. Onun yerine fırçalı alternatörlerde kayma halkaları (slip rings) vardır. DC jeneratörlerde fan sistemi genellikle basittir. Alternatörlerde ise daha gelişmiş bir soğutma fan sistemi olabilir. Aynı güçteki DC jeneratör genellikle alternatörden daha büyük ve daha ağırdır çünkü komütatör yapısı ve sabit mıknatıslar daha fazla yer kaplar. DC Jeneratör ile Alternatörlerin ayıt edilmesi Elektrojen; elektrik enerjisi üretim gruplarına verilen addır. Bir elektrik jeneratörü ile herhangi bir mekanik hareket ettiriciden oluşan (örneğin, hidrolik türbin, buhar türbinleri, rüzgar motorları, pistonlu buhar motorları, içten yanmalı motorlar) kombinasyonu ifade eder. Bu grup 8502 tarife pozisyonunda sınıflandırılır. Diğer Kavramlar Kilovat, cihazın yaptığı gerçek işi, yani işe dönüşen elektrik gücünü ifade eder. Motorlar bir yükü döndürmek, bir şeyi sıkıştırmak gibi fiziksel iş yapar – işte bu kW cinsinden ölçülür. kW (Kilovat) – Gerçek (Aktif) Güç: Kilovolt-amper, toplam elektrik gücünü yani sistemden çekilen toplam enerjiyi ifade eder. Bu, hem işe dönüşen güç (kW) hem de işe dönüşmeyen ama sistemde dolaşan reaktif gücü (kVAr) içerir. Özellikle jeneratör ve trafolarda kapasite ölçerken tercih edilir. Çünkü jeneratör sistem yüküne göre bazen tam kapasitesini işe çeviremez – bu yüzden kW değil kVA ile ölçülür. kVA (Kilovolt-Amper) – Görünür Güç Motor alırken kW’a bakılır. Çünkü kW ne kadar iş yapacağını gösterir. •Jeneratör alırken kVA’ya bakılır. Çünkü toplam elektrik üretim kapasitesini gösterir. kW ile kVA’nın karşılaştırılması Bir nesnenin dönmesine neden olan bir bükme veya döndürme kuvvetidir. Örneğin, bir kolun ucuna uygulanan bir kuvvet, pivot noktasında bir döndürme etkisine veya torka neden olur. Tork Beygir gücü (Horse Power -HP) Bu birim, 18. yüzyılda James Watt tarafından tanımlanmıştır. Watt buharlı makineler satmış ve kendisine bir buharlı makinenin kaç beygirin yerini tutacağı sorulmuştur. Atların bir ağırlığı kaldıracağı sistem kurarak bir hesaplama yapmıştır. ABD’de üretilen motorlar genellikle beygir gücü (HP) ile ifade edilirken, Avrupa’da üretilen motorlar KW ile ifade edilir. Aralarındaki formül ise şu şekildedir: KW =

Read More

8516 Gümrük Tarife Pozisyonu

8509 pozisyonunu anlatırken, belirli özelliklere sahip elektromekanik ev eşyalarının o pozisyonda sınıflandırıldığından bahsetmiştim. 8516 pozisyonunun 8509 pozisyonundan en temel farkı, buradaki eşyanın elektrotermik olmasıdır. Elektrotermik, elektrik enerjisi ile ısı üretimine ilişkin bir kavramdır. Bu pozisyonun içine aldığı gruplar şunlardır: (A) ELEKTRİKLİ ANINDA SU ISITICILAR VEYA DEPOLU SU ISITICILAR VE DALDIRMA TİPİ ISITICILAR (B) HERHANGİ BİR MAHALLİN VEYA TOPRAK VE BENZERİ YERLERİN ISITILMASINA MAHSUS ELEKTRİKLİ CİHAZLAR (C) BERBER İŞLERİ İÇİN ELEKTRO-TERMİK CİHAZLAR VE EL KURUTMA MAKİNALARI (D) ELEKTRİKLİ ÜTÜLER (E) EV İŞLERİNDE KULLANILAN TÜRDEN DİĞER ELEKTRO-TERMİK CİHAZLAR (F) ELEKTRİKLİ ISITICI REZİSTANSLARI Bu grupları ele alırken dikkat edilmesi gereken ilk şey; (A), (B), (C), (D) ve (F) gruplarında ev işlerinde kullanıma mahsus olup olmadığına ilişkin bir ayrım olmadığı ancak E) grubunda bu durumun belirtilmesidir. Yani eşyanız ev işlerinde kullanılmaya mahsus değilse; 8516 pozisyonunda sınıflandırılması için; (A), (B), (C), (D) ve (F) gruplarına ait olması gerekir. 8516 pozisyonu elektrikle işleyen ve esas fonksiyonu ısıtma olan ev tipi cihazların büyük çoğunluğunu içine alır. Ancak, gerek fasıl notlarındaki özel istisnalar (örneğin Elektrikli battaniye gibi ısıtmalı tekstiller ya da ısıtma özelliği de olan mobilyalar) gerek diğer tarife pozisyonlarına ilişkili notlar bu pozisyonun sınırlarını çizer. Şimdi bu sınırların pratikte nasıl uygulandığına bakalım. EŞYANIN ELEKTROTERMİK OLMASI 8516 pozisyonunda dikkat edilmesi gereken ilk şey eşyanın elektrotermik olup olmadığıdır. Bu pozisyonda sınıflandırılan eşya elektrik enerjisini ısıya dönüştürmelidir. Güneş enerjili su ısıtma sistemleri elektrikli olmadığından 8419 pozisyonunda değerlendirilir. Yine yakıtla çalışan ısıtıcılar bu pozisyona girmez. Örneğin bir gaz sobası veya mazotlu ısıtıcı 8516 kapsamında değildir. SINIRLI SAYIDAKİ BELİRTİLENLER HARİCİNDE EV İŞLERİNDE KULLANILMAYA MAHSUS OLMASI Yukarıda da belirttiğim gibi; bu pozisyonda sınıflandırılan ancak ev işlerinde kullanılmaya mahsus olmayan eşya sınırlı sayıda belirtilmiştir. Geri kalan eşya ev işlerinde kullanılmaya mahsus olmalıdır. Burada 8509 pozisyonundaki 20 kilogramın altında olma kriteri gibi bir kriter bulunmamaktadır. Bu nedenle eşyanın pozisyon tespiti için bir mantık yürütme gereklidir. Ev işlerinde kullanılmaya mahsus eşyaya ilişkin değerlendirme için tıklayınız Bir ürünün evde kullanılmak üzere imal edilip edilmediği muallak ise kullanma kılavuzundan, ambalajından, kataloğundan, kullanıldığında tek seferde yararlanacak kişi sayısından ve nihai tüketicisinin tespiti için ürünün hangi gruba yönelik reklamlarının bulunduğundan, profesyonel kullanıma özgü olup olmadığı bilgisinden faydalanılabilir. Ev tipi cihazlar genellikle kısa süreli veya aralıklı çalışacağı düşünülerek imal edilirken, ticari ve sanayi tipi cihazlar kesintisiz saatlerce çalışmak üzere tasarlanır. Örneğin ticari ve sanayi tipi cihazlarda, motorun aşırı ısınmasını engellemek amacıyla devre kesici dışında önlemler bulunmak zorundadır çünkü cihaz sürekli çalışmalıdır. Bu nedenle güçlü motor kapasitesinin yanında büyük fanlar ya da farklı sistemler bulunur. Ev tipi cihazlarda ise genellikle havanın doğal akışıyla soğuyan motor ve belki yüksek boyutlarda olmayan bir fan ihtiva eder. Bir ürünün evde kullanılmak üzere imal edilip edilmediği muallak ise kullanma kılavuzundan, ambalajından, kataloğundan, kullanıldığında tek seferde yararlanacak kişi sayısından ve nihai tüketicisinin tespiti için ürünün hangi gruba yönelik reklamlarının bulunduğundan, profesyonel kullanıma özgü olup olmadığı bilgisinden faydalanılabilir. Ev tipi cihazlar genellikle kısa süreli veya aralıklı çalışacağı düşünülerek imal edilirken, ticari ve sanayi tipi cihazlar kesintisiz saatlerce çalışmak üzere tasarlanır. Örneğin ticari ve sanayi tipi cihazlarda, motorun aşırı ısınmasını engellemek amacıyla devre kesici dışında önlemler bulunmak zorundadır çünkü cihaz sürekli çalışmalıdır. Bu nedenle güçlü motor kapasitesinin yanında büyük fanlar ya da farklı sistemler bulunur. Ev tipi cihazlarda ise genellikle havanın doğal akışıyla soğuyan motor ve belki yüksek boyutlarda olmayan bir fan ihtiva eder. Bu eşya cinslerinden bazıları pozisyon notunda belirtilmiş olup görmek için tıklayınız (1) Mikrodalga fırınlar. (2) Diğer fırınlar ve ocaklar, pişirme sacları, kaynatma halkaları, ızgaralar ve kızartma cihazları (örneğin, konvektör tipi, rezistans tipi, kızılötesi ışınlı, yüksek frekans endüksiyonlu ve gaz elektrikli kombine cihazlar). (3) Kahve ve çay yapmaya mahsus cihazlar (süzücü tipte olanlar dahil). (4) Ekmek kızartma makinaları, esas olarak ekmek için düzenlenmiş olan fakat patates gibi küçük maddeleri fırınlayabilen tost fırınları dahil. (5) Su kaynatma kapları (kettle), saplı tencereler, tavalar, düdüklü tencereler, süt, çorba, vb.leri ısıtmaya mahsus çift yüzeyli kaplar. (6) Krep yapıcılar. (7) Gofret (waffle) ütüleri. (8) Tabak ve gıda ısıtıcıları. (9) Haşlama ve kızartma yapan kaplar (derin kızartıcılar). (10) Kahve kavurma cihazları. (11) Şişe ısıtıcıları. (12) Yoğurt ve peynir yapma cihazları. (13) Konserve yapımı için sterilize edici cihazlar. (14) Pop-corn (patlamış mısır) cihazları (15)  Yüz kurulama cihazları ve benzerleri. (16) Yüz derisi tedavisi için suyun buharlaştırıldığı yüz maskesi içeren yüz saunaları. (17) El bezi ve havlu kurutma cihazları ve ısıtmalı havlu asacakları. (18) Yatak ısıtıcıları. (19) Elektrikli buhurdanlar ve haşarat öldürücü müstahzarların etrafa  yayılmasına mahsus ısıtıcı cihazlar. (20) Mekanik tertibatı olmayan çamaşır kazanları. (1) Mikrodalga fırınlar. (2) Diğer fırınlar ve ocaklar, pişirme sacları, kaynatma halkaları, ızgaralar ve kızartma cihazları (örneğin, konvektör tipi, rezistans tipi, kızılötesi ışınlı, yüksek frekans endüksiyonlu ve gaz elektrikli kombine cihazlar). (3) Kahve ve çay yapmaya mahsus cihazlar (süzücü tipte olanlar dahil). (4) Ekmek kızartma makinaları, esas olarak ekmek için düzenlenmiş olan fakat patates gibi küçük maddeleri fırınlayabilen tost fırınları dahil. (5) Su kaynatma kapları (kettle), saplı tencereler, tavalar, düdüklü tencereler, süt, çorba, vb.leri ısıtmaya mahsus çift yüzeyli kaplar. (6) Krep yapıcılar. (7) Gofret (waffle) ütüleri. (8) Tabak ve gıda ısıtıcıları. (9) Haşlama ve kızartma yapan kaplar (derin kızartıcılar). (10) Kahve kavurma cihazları. (11) Şişe ısıtıcıları. (12) Yoğurt ve peynir yapma cihazları. (13) Konserve yapımı için sterilize edici cihazlar. (14) Pop-corn (patlamış mısır) cihazları (15)  Yüz kurulama cihazları ve benzerleri. (16) Yüz derisi tedavisi için suyun buharlaştırıldığı yüz maskesi içeren yüz saunaları. (17) El bezi ve havlu kurutma cihazları ve ısıtmalı havlu asacakları. (18) Yatak ısıtıcıları. (19) Elektrikli buhurdanlar ve haşarat öldürücü müstahzarların etrafa  yayılmasına mahsus ısıtıcı cihazlar. (20) Mekanik tertibatı olmayan çamaşır kazanları. EV İŞLERİNDE KULLANILMAYA MAHUS OLMASA DA POZİSYON NOTLARINDA BELİRTİLEN GRUPLARDAN BİRİ OLMASI 8516 pozisyon metninde alt gruplar halinde belirtilen cihaz tiplerinden birine uyuyorsa ve fasıl ve pozisyon notlarında aksine bir hüküm yoksa sınıflandırma doğrudan yapılır. Örneğin bir cihaz elektrikli saç kurutma makinesi ise berber işlerinde kullanılan elektrotermik bir cihaz olduğundan tereddütsüz 8516.31 alt pozisyonuna gider; elektrikli ütü ise 8516.40 alt pozisyonundadır. Genellikle spiral şekle sokulmuş tellerden meydana ısıtıcı rezistanslar yine bu pozisyonda sınıflandırılır. MUHTELİF TARİFE POZİSYONLARIYLA KARŞILAŞTIRILMASI 8415 – 8516 Sınıflandırma için temel kural, bir eşya farklı bir pozisyonda daha özel olarak tanımlanıyorsa eşyanın o pozisyonda sınıflandırılacağıdır. Yani; bir eşya evde kullanılıyor olsa da “EV

Read More

8509 Gümrük Tarife Pozisyonu

8509 pozisyonunu detaylıca incelemeden önce, bu pozisyondaki eşyanın 2 önemli özelliğinin altını çizmek gerekiyor. Burada sınıflandırılacak eşya öncelikle; 1) Elektromekanik olmalı 2) Bünyesinde bir elektirik motoru olmalı  3) Ev işlerinde kullanılmak üzere imal edilmeli ELEKTROMEKANİK CİHAZ Öncelikle “elektromekanik” tanımını yapmak gerekir çünkü bir eşyanın bu pozisyonda sınıflandırılması için ilk şart eşyanın elektromekanik sınıfına dahil olmasıdır. Elektromekanik Merriam-Webster sözlüğüne göre; “elektrikle çalıştırılan veya kontrol edilen mekanik bir işlem veya cihazla ilgili olan” anlamına gelir. Bu pozisyonda sınıflandırılan eşya, elektrik enerjisi ile mekanik hareket üreten cihazlardan olmalıdır. Mikser veya hamur yoğurma makinesini düşünün. Bu cihazlar, elektrik enerjisi sayesinde bünyesindeki bıçağı döndürerek mekanik bir iş yapar. Örneğin bir diğer önemli tarife pozisyonu olan 8516 pozisyonuna elektrotermik cihazlar dahil edilir. Yani söz konusu pozisyonda, elektrik enerjisi kullanılarak ısının üretildiği eşya bulunur. Dolayısıyla öncelikle 8509 pozisyonundaki eşyanın yalnızca elektromekanik cihazları kapsadığı bilinmelidir. ELEKTRİK MOTORU Bir eşyanın elektrik enerjisi ile mekanik güç üretmesi bu pozisyonda sınıflandırma kriterini tek başına sağlamaz. Bu elektrik enerjisini elektrik motoru vasıtasıyla mekanik güce dönüştürmesi ve bu elektrik motorunun da cihazın kendi bünyesinde yer alması gerekmektedir. Bünyeleri haricinde bulunan müstakil haldeki bir elektrik motoru ile çalıştırılan türden olan cihazlar bu pozisyon haricindedir. Öncelikle elektrik motorunun çalışma prensibinden bahsedelim. Elektrik motorunda Rotor(dönen kısım) ve Stator(sabit kısım) adı verilen bölümler bulunur. Elektrik akımı neticesinde stator ve rotordaki manyetik alanlar etkileşime girer. Bu elektromanyetik etkileşim rotorun dönme hareketi gerçekleştirmesini sağlar. Böylece mekanik enerji üretilmiş olur. Elektromekanik cihazların çoğunun bünyesinde bir elektrik motoru bulunur. Peki elektrik motoru olmadan elektrik enerjisi nasıl mekanik güce çevrilebilir? Yani elektromekanik olan ancak bünyesinde elektrik motoru bulunmayan hangi tür eşya bu pozisyon dışında kalır? –Solenoid (Elektromıknatıs) Bir bobin etrafına sarılmış tel ve içindeki hareketli parçadan oluşur. Elektrik akımı verildiğinde bobinde bir manyetik alan oluşur ve içindeki hareketli parça çekilir veya itilir. Su, gaz gibi akışkanların kontrolünde  kullanılan solenoid valfler ya da elektrikli kapı zilleri bu mantıkla çalışır. Elektromıknatıs, 8505 tarife pozisyonunda şu şekilde açıklanmıştır: “Esas itibariyle yumuşak demirden bir göbeği bulunan bir tel bobinden meydana gelir. Bobin göbeği ya tek bir parçadan veya kat kat demir saçtan olabilmektedir. Bobinden geçen elektrik akımı göbek kısmına manyetik bir özellik vermekte ve bu özellik sayesinde bunlar çekici veya bırakıcı kuvvet olarak kullanılmaktadır.” –Ters Piezoelektrik Piezo Yunanca “sıkıştırmak-baskı yapmak” anlamına gelir. Kuvars, seramik gibi bazı malzemelere mekanik baskı uygulandığında bir elektrik yükü oluşur, ters mantıkla elektrik uygulandığında da malzeme genleşerek ya da büzüşerek deformasyona uğrar. Örneğin, piezo çakmak olarak anılan çakmak türlerinde (ocskla, çakmağa bastığınızda içerideki yay, kristale ani bir baskıda bulunur. Bu ani baskı, yüksek voltajlı bir kıvılcım oluşturarak gazı ateşler. EV İŞLERİNDE KULLANILMAK ÜZERE İMAL EDİLMESİ Bu pozisyondaki eşyanın sağlaması gereken bir diğer özellik, ev işlerinde kullanılmaya mahsus olmasıdır. Dikkat edilmesi gereken şey, eşyanın evde de kullanılıyor olabilmesi değildir. Evde kullanılmak üzere üretilmiş olması, nihai tüketicisinin hanehalkı olmasıdır. Bir ürünün evde kullanılmak üzere imal edilip edilmediği muallak ise kullanma kılavuzundan, ambalajından, kataloğundan, kullanıldığında tek seferde yararlanacak kişi sayısından ve nihai tüketicisinin tespiti için ürünün kimlere yönelik reklamlarının bulunduğundan, profesyonel kullanıma özgü olup olmadığı bilgisinden faydalanılabilir. Ev tipi cihazlar genellikle kısa süreli veya aralıklı çalışacağı düşünülerek imal edilirken, ticari ve sanayi tipi cihazlar kesintisiz saatlerce çalışmak üzere tasarlanır. Örneğin ticari ve sanayi tipi cihazlarda, motorun aşırı ısınmasını engellemek amacıyla devre kesici dışında önlemler bulunmak zorundadır çünkü cihaz sürekli çalışmalıdır. Bu nedenle güçlü motor kapasitesinin yanında büyük fanlar ya da farklı sistemler bulunur. Ev tipi cihazlarda ise genellikle havanın doğal akışıyla soğuyan motor ve belki yüksek boyutlarda olmayan bir fan ihtiva eder. İlgili pozisyon notunda bu durum aşağıdaki şekilde açıklanmıştır; “Ev işlerinde kullanılmaya mahsus cihazlar” teriminden normal olarak ev işlerinde kullanılan türden olan alet ve cihazlar anlaşılır. Bu aletler hacim, kapasite dizayn ve tüm boyutları gibi bir veya daha çok karakteristik özelliklerine ve tipine göre tanımlanabilir. Bu karakteristiklerin yargısı için kıstas, söz konusu aletlerin ev işleri gereksinimlerinden daha fazla bir seviyede çalışmamalarıdır.” Dolayısıyla eşyanın boyutu, kapasitesi, tasarımı ve kimlerin kullanımına yönelik satışa sunulduğu belirleyicidir. Ancak “ev işlerinde kullanılmaya mahsus elektromekanik eşya” tanımının çok kapsayıcı olması ve bu tanım ile birçok eşyanın 8509 pozisyonunda yer alabilecek olması nedeniyle bir sınırlandırmaya tabi tutularak eşyanın aşağıdaki özelliklere sahip olması gerektiği vurgulanmıştır. (a) Ağırlıkları ne olursa olsun yer cilalama makinaları, gıda maddelerini öğütücüler ve karıştırıcılar, meyva ve sebze presleri; (Ağırlık kriteri olmayan ve yalnızca yukarıda belirtilen sınırlı sayıda cihaz) (b) Ağırlığı 20 kg’ı geçmeyen diğer cihazlar. ( 20 kilogramın altında olan ve 8509 pozisyon kriterlerini sağlayan, bir bölümü pozisyon notlarında belirtilmiş tüm cihazlar) Konuyu genel hatlarıyla anlattıktan sonra 8509’da sınıfılandırılan cihazları detaylıca inceleyelim: Bu pozisyonda yer alan cihazların iki gruba ayrıldığını söylemiştik (4 Numaralı Fasıl Notuna bakınız): (A) Ağırlığı ne olursa olsun bu pozisyonda yer alan sınırlı sayıdaki cihazlar. Yalnızca aşağıda belirtilen cihazlar bu gruba girmektedir: (1) Yer cilalama makinaları (cila sürme tertibatıyla veya cila maddesini eriten ısıtıcı tertibatla mücehhez olsun olmasın). (2) Gıda maddelerini öğütücü ve karıştırıcı makinalar, örneğin, öğütücüler (et, balık, sebze, meyva, vb. için); çok amaçlı öğütücüler (kahve, pirinç, arpa, bezelye tanesi, vb. için); sütlü karışım hazırlayıcılar (milkshakers), dondurma mikserleri, meyvalı dondurma mikserleri, hamur yoğurma cihazları, mayonez cihazları ve benzeri diğer öğütücü ve karıştırıcı makinalar (uçları değiştirilebilir parçalar yardımıyla kesme, vb. gibi manipülasyonlar için de kullanılabilenler dahil). (3) Meyva veya sebze presleri. (B) Ağırlığı 20 kg veya daha az olmak şartıyla bu pozisyonda sınıflandırılan eşya türleri. Bu gruba, diğerleri meyanında, aşağıdakiler dahildir: (1) Yerleri fırçalama, kazıma veya ovma suretiyle temizlemeye mahsus cihazlar ile bu işlemlerden meydana gelen kirli suları, sabun köpüklerini, vb.yi emmeye mahsus cihazlar. (2) Cilalama işleminden önce yer üzerine cila maddesini püskürtmeye mahsus cihazlar. Bunlar genellikle cilayı eritmeye mahsus ısıtıcı bir tertibatla mücehhez bulunmaktadır. (3) Mutfak artıklarını öğüterek yok eden cihazlar. Bu cihazlar, mutfak evyelerine monte edilerek mutfak artıklarını öğütmekte kullanılır. (4) Patateslerin veya diğer sebzelerin kabuklarını soymaya, dilmeye veya doğramaya mahsus cihazlar. (5) Dilim halinde kesmeye mahsus her tür cihazlar (örneğin, et, sucuk, sosis, domuz pastırması, peynir, ekmek, meyva veya sebzeler için). (6) Mutfak ve sofra bıçaklarını bilemeye ve temizlemeye mahsus cihazlar. (7) Elektrikli diş fırçaları. (8) Hava nemlendiricileri ve nem gidericileri. HANGİ EŞYA 8509 POZİSYONUNDA SINIFLANDIRILIR? Ticaret Bakanlığı Bağlayıcı Tarife Bilgisi (BTB) için tıklayıp  GTİP Numarası hanesine “8509” yazın. 8509 Pozisyonu Avrupa Birliği

Read More

Günümüzde Tarife Mühendisliği Uygulamaları

Tarife sınıflandırmasının ilk örneklerinden biri olan Hollanda Standartı kapsamındaki şeker vergilendirmesini ve konuya ilişkin 1881 yılındaki Merritt v. Welsh davasını şu yazımda ele almıştım. Şimdi günümüzdeki tarife mühendisliği uygulamalarına örnekler vererek konuyu tekrar ele alacağım. Tarife mühendisliği, kabaca üretim ve tasarım aşamasında, eşyanın düşük oranda vergilendirilmesi için verilen kararları ifade eder. Bu kararlar ile eşyanın mevzuata aykırı şekilde yanlış sınıflandırılmasından ziyade; tasarımı, malzemesi veya yapısı yasal olarak istenen sınıflandırmaya ulaşacak şekilde şekillendirilmesinden bahsediyorum. Bu tanımlamayı, Maliye literatürümüzde yer alan “Vergi Kaçırma” ve “Vergiden Kaçınma” kavramları arasındaki fark gibi düşünülebilirsiniz. “Vergi kaçırma” bir suç unsuru oluşturuyorken,  “Vergiden kaçınma” mükellefler için kanuni bir durumdur Elbette tarife Mühendisliğinin kanuni olabilmesi için belli şartları yerine getirmesi gerekir. Bu şartları ise 1881 yılında ABD’deki “Merritt v. Welsh” davası şekillendirmiştir. Buna göre; eşyanın sınıflandırmasını değiştiren üretim ya da tasarım kararı, ticari bir gerçekliğe sahip olmalıdır. Yani bu kararlar eşyanın üretimi tamamlanmadan önce uygulanmalı ve üretimde yapılan değişiklik eşyanın gümrük işlemlerinin bitirilmesinin ardından ortadan kaldırılmamalıdır. Dolayısıyla eşyanın tarifesini değiştiren özellik, eşyanın tüketiciye sunulduğu esnada da mevcut olmalıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde, eşyanın tasarım ve üretimi aşamasındayken vergilendirmenin de dikkate alınmasına, outdoor giyim markası Columbia’nın bazı kadın gömlekleri örnek gösterilebilir. Cepli Gömlekler İlgili görsel Columbia internet sitesi üzerinden alınmıştır. Columbia, Armonize sistemi ve ABD Tarifesindeki vergi oranlarını dikkate alarak; bazı kadın gömleklerinin bel hızasına yakın küçük cepler yerleştirir. 6206.40 Pozisyonunda Sentetik veya suni liflerden imal edilen “Kadınlar ve kız çocuklar için bluzlar, gömlekler ve gömlek-bluzlar” yer almaktadır. 6206 pozisyon notunda ise; Bel hizasından aşağı cepleri olanlar veya alt kısmını sıkmak amacıyla lastik (ribs örgülü) bel bandı veya benzeri kuşakları olan giyim eşyası bu pozisyonda yer almaz. hükmü yer alır. Columbia bel hizasına yakın cepler yerleştirerek; gömleklerinin ABD’ye ithalatını 6206.40 alt pozisyonundan değil 6211.43 alt pozisyonundan gerçekleştirir. 2025 yılı için ABD Armonize Cetvelinde kadın gömleklerinin sınıflandırılabileceği bazı alt açılımlara bakalım: 6206.40 için gümrük vergisinin % 26,9 6211.43 için ise %16 olduğunu görüyoruz.(Tıklayarak ilgili bölümleri ABD Armonize Cetveli-HTS üzerinden inceleyebilirsiniz) Yani gömleğin bel hizasına cep eklenmesi sayesinde, eşya %26,9 gümrük vergisi yerine %16 oranından vergilendirilir. (İlgili 2 alt başlık için de Türk Gümrük Tarife Cetvelinde aynı vergi oranları uygulandığı için ülkemizde benzer bir durum söz konusu değildir) Tavuk Vergisi Başka bir tarife mühendisliği örneği; ABD’de halk arasında “Tavuk Vergisi” olarak adlandırılan vergilerle alakalıdır. 1960’lı yıllarda ABD’de tavuk arzında bir patlama yaşanması nedeniyle ucuzlayan tavuk, Avrupa piyasasını ele geçirdi. Avrupa ülkeleri kendi tavuk çiftliklerini korumak için ABD menşeli tavuklara ek vergi getirmek zorunda kaldı. Buna karşılık ABD, bazı Avrupa mallarına ek vergi getirerek ticaret savaşını başlattı. Bu vergilerin sebebinin dolaylı yoldan tavuklar olması nedeniyle ise, vergiler “Tavuk Vergileri” olarak adlandırıldı. Ek vergi getirilen söz konusu mallardan biri de Hafif Ticari araçlardı. Tavukların sebep olduğu ticaret savaşı artık devam etmiyor olsa da hafif ticari araçlar için getirilen ek vergi ABD için geçerliliğini tüm ülkeler için korumaya devam etti. Otomotiv firmaları ise söz konusu vergileri ortadan kaldırmak için, zaman zaman tarife mühendisliğini çare olarak gördü. Aşağıdaki pozisyonları inceleyelim. 8703 – Binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar 8704 – Eşya taşımaya mahsus motorIu taşıtIar: ABD Armonize cetvelini(HTS) incelediğimizde, söz konusu pozisyonlara ilişkin gümrük vergi oranlarının; 8703 pozisyonu %2,5 8704 pozisyonu % 25 olduğunu görüyoruz. Firmalar 8704 pozisyonunda yer alan ve ABD tarafından ek vergi getirilen hafif ticari araçlarını, tasarımlarında değişiklik yaparak 8703 pozisyonuna dahil etmeye çalıştılar. Yani eşya taşımaya mahsus hafif ticari araçlarını, görünüşte insan taşıma amacı varmış gibi ürettiler. Buna örnek olarak; 1970-1980’li yıllarda satılan Subaru BRAT gösterilebilir. Subaru aracın kargo bölümüne arkaya bakan 2 koltuk yerleştirdi ve zemine halı yerleştirdi. Böylece “aracın esasen insan taşımak için imal edildiği” beyanıyla 8703 üzerinden tarifelendirildi. Aynı konuda, Gümrük idaresiyle ihtilaf yaşanarak dava konusu olan Ford Transit Connect için dava sürecini şu yazımda ele aldım. Subaru BRAT – İlgili görsel https://en.wikipedia.org/wiki/Subaru_BRAT üzerinden alınmıştır. Keçe Tabanlı Ayakkabı Ayakkabıların yer aldığı 64. Fasıla ilişkin notlarda; sınıflandırmayı, dış taban ve üst kısmı teşkil eden maddelerin tayin edeceği belirtilir. Yine Fasıl notlarında;  “dış taban” tabirinden ayakkabıların topukları hariç olmak üzere, kullanılırken yere temas eden kısmının anlaşılacağı; tabanı teşkil eden maddenin, ayakkabının yerle temasını sağlayan en büyük parça olarak alınacağı açıklanır. 64. Fasılda yer alan pozisyonlara bakalım: 6401 -Dış tabanı ve yüzü kauçuk veya plastik maddeden olan su geçirmez ayakkabılar (ayakkabının yüzü, tabana dikmek, perçinlemek, çivilemek, vidalamak ve benzeri işlemlerle tutturulmamış veya birleştirilmemiş): 6402 – Dış tabanı ve yüzü kauçuk veya plastik maddeden olan diğer ayakkabılar: 6403 – Dış tabanı kauçuktan, plastik maddeden, tabii veya terkip yoluyla elde edilen köseleden ve yüzü deriden olan ayakkabılar: 6404 – Dış tabanı kauçuktan, plastik maddeden, tabii veya terkip yoluyla elde edilen köseleden ve yüzü dokumaya elverişli maddelerden olan ayakkabılar: 6405 – Diğer ayakkabılar: Görüldüğü üzere; tabanının yerle temas eden en büyük bölümünün kauçuk ya da plastik olmaması durumunda, eşyamız 6405 pozisyonunda sınıflandırılacaktır. ABD tarife cetvelindeki vergi oranları kapsamında; Converse için ayakkabı tabanını keçe ile kaplamak başarılı bir tarife mühendisliğidir. Çünkü Fasıl notlarına göre ayakkabı tabanın maddesi, yerle temas eden en büyük bölüm hangisi ise odur. Keçe ile ayakkabı tabanını oluşturmak düşük vergilendirmeyi sağlayacaktır. Tahmin edileceği üzere; keçe kısmı tüketicinin belli bir süre kullanımından sonra deforme olup ayakkabıdan ayrılacak ve keçenin altında yer alan plastik, yerle temas eden madde haline gelecektir. Kaynakça “When’s a van a van and when’s it a car?” 2025, https://www.bbc.com/news/business-45875405 “There’s a reason your Columbia shirt has a tiny pocket near your waistline,”2025, https://www.marketplace.org/2019/05/29/theres-a-reason-your-columbia-shirt-has-a-tiny-pocket-near-your-waistline “The History of the Funky, Fun Subaru BRAT” 2025, https://www.motortrend.com/news/1978-1994-subaru-brat-classic-truck-history Tariff engineering, 2025,  https://en.wikipedia.org/wiki/Tariff_engineering

Read More

3902 Gümrük Tarife Pozisyonu

3901 tarife pozisyonunda sınıflandırılan Düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) ilk olarak 1933 yılında İngiltere’de üretildi ve II. Dünya Savaşı sırasında radar kabloları için bir yalıtkan olarak kullanıldı. Ama üretilen bu plastiklerin doğadaki bileşikler gibi düzenli ve güçlü moleküler zincirleri yoktu. Bu kırılgan, dayanıksız plastiklere bir çözüm üretilmesi gerekiyordu. Ve bir gün, Karl Ziegler adındaki Alman kimyager, alüminyum ve titanyum içeren bir katalizörün polimerleşme sırasında etilen moleküllerini belli bir düzene zorlayabildiğini farketti. Ziegler bu katalizör sayesinde düzenli ve güçlü moleküler zincirlere sahip bir polietilen elde etti. Biz bu polietileni, yine 3901 pozisyonundaki Yüksek yoğunluklu Polietilen(HDPE) olarak adlandırdık. Yıllar sonra italyan kimyager Giulio Natta ise propilen polimerinde Ziegler’in sistemini uygulamaya çalıştı. Natta’ya göre moleküller tıpkı kumaş lifleri gibi düzgün dizilirse, ortaya çıkan malzeme hem daha sağlam hem daha esnek olabilirdi. Propilen, etilenden daha karmaşık bir moleküldür çünkü ortasında bir metil grubu (-CH3) vardır ve bu da zincirin sağa sola kıvrılmasına neden olmaktadır (Metil grubu, Metan’ın bir hidrojen eksiği olan alkil grubudur. Hidrokarbonları anlatırken değinmiştim.) Natta, Ziegler’inkatalizörünü propilen için de kullanmayı başardı. Bu sayede propilen molekülleri düzenli ve tek yönde sıralanabildi. Bu dizilime izotaktik yapı denilmektedir ve Ziegler’in elde ettiği polimer izotaktik polipropilen olarak adlandırılmaktadır. Ziegler-Natta katalizörü olarak adlandırılan bu katalizör diğer olefinlere de uygulandı. Polimerlere ilişkin bu çalışmaları sayesinde, 1963 Nobel Kimya Ödülü, Karl Ziegler ve Giulio Natta’ya verildi. Bu gelişmelerden sonra, polipropilen Dünya çapında plastik üretiminde yaklaşık %20’lik bir paya sahip oldu ve polietilenden sonra en önemli ikinci polimer haline geldi. Bilindiği üzere; Gümrük Tarife Cetvelinin 7. Bölümünde; “PLASTİKLER VE MAMULLERİ; KAUÇUK VE MAMULLERİ” yer almaktadır. 3902 pozisyonunda sınıflandırılan söz konusu eşyaya ilişkin Tarife Pozisyonlarını incelemeden önce polimerlere ve hidrokarbonlara ilişkin şu yazılarımı okumanız yararlı olacaktır. Olefinler, çift bağ içeren hidrokarbonlardır. Bu hidrokarbon grubuna alkenler de denir. 3902 pozisyonu ise etilen haricindeki tüm olefinlerin polimerlerini kapsamaktadır. Bu pozisyona ait önemli polimerler; polipropilen, poliizobütilen ve propilen kopolimerleridir. 3902 Tarife Pozisyonu aşağıdaki şekilde alt sınıflandırmalara tabi tutulmuştur: 3902.10 – Polipropilen 3902.20 – Poliizobütilen 3902.30 – Propilen kopolimerleri 3902.90 – Diğerleri POLİPROPİLEN Polipropilen(PP), propilen(propen) monomerinin polimerleşmesiyle elde edilir. Hidrokarbonlara ilişkin yazımda da değindiğim üzere; PROP-EN, toplamda 3 karbon atomunun bir çift ve bir tekli bağ ile birbirine bağlandığı, değerlik elektrona ulaşmak için ise toplamda 6 hidrojenle tekli bağ kurduğu bir hidrokarbondur.(Prop- ön eki 3 karbonu, -en eki ise çiftli bağ olması nedeniyle alken grubunu ifade ediyordu. Polipropilen, polietilenden(PE) sonra en geniş hacimde kullanılan plastik hammaddesidir. Polietilen ve Prolipropilen, dünya plastik üretiminin neredeyse yarısını oluşturur. Genel fiziksel özellikleri bakımından, 3901 pozisyonundaki yüksek yoğunluktaki polietilenlere (HDPE) benzer. BOPP film olarak adlandırılan ve ambalajlamalarda kullanılan filmler PP ile üretilir. Düşük maliyetli olması nedeniyle ticari kullanım alanı oldukça geniştir. Otomotiv sanayiinden, gıda paketlemesi ve tekstile kadar geniş bir kullanım alanı vardır. POLİİZOBÜTİLEN Poliizobütilen(polyisobutene) izobütilen (C4H8) monomerinden elde edilir. İzobütilen (2-metilpropen) Propen’in 2. karbonuna 1 Metil grubu bağlanmış hali ve bütilenin(C4H8) izomerlerinden biridir. İzomerler aynı kimyasal bileşime sahip olan ancak atomları arasındaki bağları farklı olan moleküllerdir. İzobütilen’deki Metil grubunun varlığı ile dallanmış bir yapı elde edilir. Poliizobütilen, kauçuğa benzer fakat sentetik kauçuğun tanımlanmasına uymadığı için 40. Fasılda yer almaz. Suya dayanıklı kaplamaların yapımında ve diğer plastiklerin modifiye edilmesinde kullanılır. Öte yandan; kozmetik endüstrisinde yaygın olarak kullanılır. Genellikle ürünlerin dokusunu iyileştirmek, parlaklık kazandırmak ve formülasyonun stabilitesini artırmak amacıyla kullanılır. Özellikle dudak ürünlerinde, ürünün dudakta daha uzun süre kalmasına ve istenilen parlaklığın elde edilmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, 3902 pozisyonu bu Fasılın 3(a) kısmındaki hususlara uymayan sıvı sentetik poliizobütileni ve diğer sıvı sentetik poliolefinleri kapsamamaktadır (27.10 pozisyonu)

Read More

3901 Gümrük Tarife Pozisyonu

1800’lü yılların sonlarında, gaz lambalarıyla aydınlatılan sokakların çevresindeki bitkilerde, yaprak dökümü ve anormal büyüme belirtileri görülüyordu. O dönemde bu durumu farkeden insanlar; geceleri gaz lambalarının yaydığı ışığın, bitkilerdeki gece-gündüz dengesini bozması nedeniyle böyle bir anormalliğin oluştuğunu düşünmüşlerdi muhtemelen. Bununla birlikte; bu sürecin çoğu insanın ilgisini çekmediğine de eminim. Çünkü bitki ve meyvelerin dalındayken olgunlaşması hakkında pek kafa yormayız. Konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan insan bile doğuştan gelen bir kabulleniş ile bu gizem perdesini aralamaya yeltenmez. Ancak dalından koparıldıktan sonra da meyvenin olgunlaşmaya devam etmesi; sürecin artık mutfağımızda, gündelik hayatımızda yaşanması nedeniyle ilgi çekici gelmeye başlar. Kadim kültürlerde dalından koparılmış meyveleri olgunlaştırmak için birçok yöntem kullanılırdı. Eski Mısır’da incirleri olgunlaştırmak için aralarına birkaç tane yarılmış incir koyarlardı. Eski Çin’de ise armutları olgunlaştırmak için tütsü yakılırdı. 20. Yüzyılın başlarında, Florida’daki çiftçiler turunçgilleri kapalı alanlarda gaz sobası yakarak olgunlaştırırdı. Floridalılar, bu olgunlaştırma sürecini sıcaklığın tetiklediğinden eminlerdi ancak turunçgillerin yakınına elektrikli ısıtıcılar yerleştirdiklerinde hayal kırıklığına uğradılar. Floridalı çiftçilerinin elektrikli ısıtıcı ile başarısız denemelerinden yıllar sonra, “etilen” adında bir molekülün meyvelerin olgunlaşmasında ana etken olduğu anlaşıldı. Gaz lambası, gaz sobası ve tütsüler küçük miktarlarda da olsa Etilen gazını dışarıya veriyordu. Benzer şekilde bazı meyveler olgunlaştıkça ortama Etilen gazı salıyordu. Bu noktada belirtmek gerekir ki; meyveler genellikle iki kategoriye ayrılır: klimakterik ve klimakterik olmayan meyveler. Genel anlamda, klimakterik meyveler hasattan sonra olgunlaşabilirken, klimakterik olmayan meyveler hasattan sonra olgunlaşamaz. Klimakterik meyvelere örnek olarak şeftali, muz, elma ve avokado verilebilir. Klimakterik olmayan meyvelere ise kiraz, üzüm, çilek ve yaban mersini örnek olarak verilebilir. Yukarıda belirttiğim ve hasattan sonra da olgunlaşabilen meyveler, olgunlaşma sürecini başlatan renksiz ve kokusuz bir hidrokarbon olan gaz halindeki Etilen (C2H4) bileşiğini üretir. Olgunlaşmamış bir meyve genellikle düşük etilen seviyelerine sahiptir. Meyve olgunlaştıkça ise etilen seviyesi artar ve çevreye yayılarak yakındaki diğer meyvelerin olgunlaşmasını hızlandırır. Bu nedenle; etilene duyarlı meyve ve sebzeleri, yüksek miktarda etilen gazı üreten meyve ve sebzelerle aynı ortamda bulundururken süreci kontrol altında tutmak gerekir. Gümrük Tarife Cetvelinin 7. Bölümünde; “PLASTİKLER VE MAMULLERİ; KAUÇUK VE MAMULLERİ” yer almaktadır. 39 ve 40. Fasılda bulunan eşyaya ilişkin Tarife Pozisyonlarını incelemeden önce polimerlere ve hidrokarbonlara ilişkin yazılarımı okumanız yararlı olacaktır. Polimerler ve Hidrokarbonlarla alakalı yazılarımda; etilen molekülü ve polimerleşme süreci hakkında fikir sahibi olduk. 3901 tarife pozisyonu için etilen özelinde kısa bir özet geçeceğim. Hidrokarbonlar ve fonksiyonel grupların adlandırılma sistematiğinden hatırlayacağınız üzere; Etil-en bir alkendir. Yani çift bağ içeren, dolayısıyla doymamış bir hidrokarbondur. (tek bağ içerenler doymuş, çift ve üçlü bağlar doymamış olarak adlandırılır) Çift bağlı hidrokarbonlara (alkenlere) ise genel olarak olefin denilmektedir. Karbon Sayısı Molekül isminin ön eki Bağ türüne göre Hidrokarbonlar Molekül isminin son eki 1 Met- Alkan -an 2 Et- Alken -en 3 Prop- Alkin -in Polietilen de etilen monomerinin polimerleşme süreciyle elde edilir. Gümrük tarife cetvelinde, en önemli olefin olan etilenin polimeri 3901 tarife pozisyonunda sınıflandırılırken, “prop-ilen” ve diğer olefinlerin polimerlerine ise 3902 pozisyonunda yer verilir. 3901 pozisyonunda yer alan Etilen polimerleri, etilen (C₂H₄) monomerlerinin kimyasal bağlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan termoplastik polimerlerdir. 3901 pozisyonu, polietilenleri ve kimyasal olarak modifiye edilmiş polietilenleri içine alır. Ayrıca, etilenin üstün monomer ünitesi olduğu durumda, etilen kopolimerleri de (Örn; etilen-vinil asetat kopolimerleri ve etilen-propilen kopolimerleri) bu pozisyonda yer alır. Etilen polimerlerinin genel özelliklerinden bahsedecek olursak; • Hafif ve dayanıklıdırlar.• İşlenmesi kolaydır • Elektriksel yalıtkanlıkları iyidir.• Suya ve kimyasallara karşı dirençlidirler.• Genellikle geri dönüştürülebilirler. 3901 Pozisyonunun tarife alt pozisyonlarını incelediğimizde; aşağıdaki gibi bir ayrıma tabi tutulduğunu görüyoruz. – Özgül kütlesi 0,94’ten az olan polietilen: – Özgül kütlesi 0,94 veya daha fazla olan polietilen: – Etilen-vinil asetat kopolimerleri – Etilen-alfa-olefin kopolimerleri, özgül kütlesi 0,94’ten az olanlar – Diğerleri Bu ayrım çerçevesinde etilen polimerlerini ele alalım. Bilindiği üzere; özgül kütle, bir maddenin birim hacminin kütlesidir. Örneğin bir cismin 1 m³’ü 500 kg geliyorsa, o cismin özgül kütlesi 500 kg/m³’tür. Bu kütle ısı ile değişmektedir çünkü ısı artıkça maddeler genleştiği için hacim de artar. Eğer bir maddenin özgül kütlesinden bahsediliyorken dereceden bahsedilmemişse; 20 derecedeki özgül kütleden bahsediliyor demektir. 20 °C ‘de 0,94 g/cm³ daha az özgül kütleye sahip polietilen düşük(alçak) yoğunluklu polietilen / (Low Density Polietilen LDPE) olarak; 20 °C ‘de 0,94 g/cm³ daha fazla özgül kütleye sahip polietilen ise yüksek yoğunluklu polietilen (High Density Polietilen HDPE) olarak adlandırılır. Peki bu yoğunluk farkının altında ne yatar? Polimerlere ilişkin yazımda da değindiğim polimer zinciri/moleküler zincir konusuna dönelim. LDPE(Düşük yoğunluklu polietilen) HDPE’ye nazaran daha düzensiz bir zincire sahiptir. Zincirler düzensizce iç içe geçtiği için boşluklar oluşur, yoğunluk kazanılmaz. HDPE(yüksek yoğunluklu polietilen) ise lineer(doğrusal) zincirlere sahiptir. Bu zincirlerde dallanma pek olmadığı için zincirler paralel olarak sıralanır. Bu paralel zincirler zayıf Van der Waals kuvvetleriyle birbirine bağlanır. Bu bağlar normalde çok güçlü değildir ancak zincirlerin düz olması nedeniyle zincirlerin birbirine çok yaklaşmasını sağlar ve polimer yüksek yoğunluklu hale gelir. Bu nedenle kristalli yapı HDPE’de daha fazladır. LDPE ise alçak yoğunluklu ve daha amorf bir polimerdir.Aşağıdaki görsel ile zincir yapısından kaynaklanan yoğunluk farkı daha anlaşılır hale gelecek. Bu molekül zincirlerini paket halinde bir araya getirmeye çalıştığınızda ortaya çıkacak boşlukları düşünün. ALÇAK YOĞUNLUKLU POLİETİLEN (LDPE) Yoğunluğu yaklaşık 0.91–0.93 g/cm³ olan polietilenlerdir. 3901.10 Tarife Alt Pozisyonunda yer almaktadır. Dallanmış zincire sahiptir. Kristalliği düşük olup %40 civarıdır. Esnekliği yüksektir. Erime noktası yaklaşık 105–115 °C civarındadır. Orta seviyede bir dayanıklılığı vardır. Özellikle gıda ürünlerinin ambalajlanmasında kullanılmaktadır. Naylon poşetler, streç filmler, şeffaf plastik torbalar, sera örtüleri başlıca kullanım alanlarıdır. Elde edilen ürün çok esnek olduğu için ince film haline kolayca gelmektedir. İşlenmesi kolaydır. Bununla birlikte; şampuan kutuları, diş macun tüpleri genellikle LDPE ile üretilir. Çünkü yumuşak ve esnek olduğundan ürünü kolaylıkla bastırabilmek mümkündür. Aynı mantıkla yumuşak oyuncaklarda da kullanım alanı bulmaktadır. YÜKSEK YOĞUNLUKLU POLİETİLEN (HDPE) 3901.20 Tarife alt pozisyonunda yer alan yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) ise, 20 C’de 0,94 veya daha fazla özgül kütleye sahip polietilendir. Düz (lineer) zincire sahiptir. Genellikle yoğunluğu 0.94–0.97 g/cm³ aralığındadır. Kristalliği yüksek olup %70 civarındadır. LDPE’ye nazaran esnekliği düşüktür ancak kimyasal ve fiziksel etkilere dayanıklılığı daha yüksektir. Erime noktası 120-130 °C civarındadır. İçme suyu boruları, atık su drenaj boruları, 5–20 litrelik plastik bidonlarda kullanılır. Sert oyuncaklarda, çöp kovaları ve çamaşır sepetlerinde kullanılabilmektedir. Suya, güneşe, neme ve darbelere dayanıklı olması nedeniyle inşaatta kullanılan izalosyon levhalarında ve dış mekan ürünlerinde de kullanım alanı bulunmaktadır. Buraya kadar özetlemek gerekirse; LDPE

Read More

Hidrokarbonlar ve Fonksiyonel Gruplar

Hidrokarbonlar, adından da anlaşılacağı üzere; yalnızca hidrojen ve karbon atomlarından oluşan moleküllerdir. Hidrokarbonların yanması, dünyanın enerjisinin ana kaynağıdır. Gaz, sıvı, katı halde bulunabilirler. Fonksiyonel gruplar ile birlikte, Armonize sistemde özellikle 39. Fasıldaki eşyayı sınıflandırmamız açısından yararlı olacaktır. Ancak bu moleküllerden bahsetmeden önce konunun anlaşılması için atomlar hakkında temel bilgilere sahip olmak gerekir. Öncelikle atomların bir araya gelerek bileşik oluşturmasını sağlayan üç temel kimyasal bağ türü vardır. Bunlar iyonik bağ, kovalent bağ ve metalik bağdır. Hidrokarbonlardan bahsedeceğimiz için yalnızca kovalent bağlara değineceğim. Kovalent bağ, elektron paylaşımı yoluyla oluşan bir kimyasal bağ türüdür. Bu bağ, iki ametal atomu arasında gerçekleşir ve iki atom bir ya da daha fazla elektron çiftini ortaklaşa kullanır. Her iki atom da kararlı olmak için dış katmanını doldurmak ister. Bunun için elektronlarını birbiriyle paylaşırlar. Bu paylaşılan elektron da iki atomları bir arada tutar. En klasik örneği su molekülüdür. (H2O) Bir oksijen atomu, iki hidrojen atomuyla iki adet kovalent bağ yapar. Peki neden iki adet kovalent bağ oluşur? ATOMLARIN YAPISI Atomlar çekirdek(merkez) ve katmanlardan (enerji düzeyi, yörünge) oluşur. Çekirdeğin içinde de pozitif yüklü protonlar ve nötr yüklü nötronlar bulunur. Bir elementin atom numarası, proton sayısını gösterir. Çekirdeğin çevresinde yer alan katmanlar, çekirdeğin çevresinde yakından uzak olacak şekilde sıralanır. Elektronlar, işte çekirdeğin etrafındaki bu katmanlar arasında dizilmiştir(Normalde katmanlardaki en fazla elektron sayısı 2n2 şeklinde ilerler. Dolayısıyla birinci Katmanda 2, ikinci Katmanda 8, üçüncü Katmanda en fazla 18 elektron bulunabilir. Bir katmanda olabilecek maksimum elektron sayısına ulaşıldığında, diğer katmana geçilir ve bu şekilde çekirdekten en uzak olan, en dış katmandaki elektron sayısına “değerlik elektron” denir. Atomun katman sayısı periyodunu, değerlik sayısı ise grubunu gösterir. Bununla birlikte; her katmanda da alt kabuklar vardır ve bu alt kabuklar kendi aralarında farklı sayıda elektron alır. Bu noktada da orbital dediğimiz bölgeler devreye girer. Her bir orbitalde maksimum 2 elektron yer alabilir. Orbitalin hangi tür olduğunu belirlemek için ℓsimgesi (açısal momentum kuantum sayısı) kullanılır. ℓ =  0, 1, 2, 3 değerleri sırasıyla s, p, d, f olarak gösterilir ve alt kabukta konumlandırılacak maksimum elektron sayısı da 2(2ℓ + 1) formülü ile bulunur. Dolayısıyla orbital türleri nedeniyle; 4 katmanlı bir atomda 2,8,8,18 şeklinde bir elektron dizilimi de olabilir. Ancak öğrenmemiz gereken en temel elementler için; çekirdeğe en yakın birinci katmanda en fazla 2, diğer katmanlara ise en fazla 8 elektron yer alır.Aklımızda böyle kalması sorun değil. Atomların yaklaşık yarısı kararlılığını en dıştaki katmanında (değerlik) “8” elektronu elde ettiğinde sağlar. Konuyu çok detaylandırmadan devam edeceğim.) “Su molekülü neden iki adet kovalent bağ oluşturur” sorumuza dönelim. Oksijenin atom numarası 8’dir. Katmanlardaki elektron dizilimi sırayla 2 ve 6’dır. Yani değerlik elektronu 6’dır. Kararlılığını sağlamak için 2 elektrona ihtiyaç vardır. Bu nedenle tek elektronlu 2 hidrojenle kovalent bağ kurarak yani elektronları ortaklaşa kullanarak kimyasal bağ kurarlar. HİDROKARBONLAR Karbon atomunun çekirdeğinde 6 proton vardır. Bir atom nötr haldeyse, proton sayısı ile elektron sayısı birbirine eşittir demiştik. Karbondaki 6 elektronlar da, birinci katmanda 2; ikinci katmanda ise 4 olarak dizilmiştir. Yani karbonun değerlik elektronu 4’tür. Değerlik elektronunu 8’e tamamlayarak kararlı hale gelebilmesi için 4 elektrona daha ihtiyacı vardır. Bu da toplamda 4 bağ kurmasıyla mümkündür. Bu bağlar ister 4 tane tekli bağ, ister 2 tekli ve 1 çift bağ ile ya da 1 tekli, 1 üçlü bağ ile olsun toplamda 4 bağa ihtiyaç vardır. Bu duruma örnekler verelim: (3D Modelleri hazırlarken; Karbon atomlarını kırmızı, Hidrojen atomlarını sarı olarak gösterdim) Bileşik Adı: Metan Kimyasal Formülü: CH4 Açıklama: 1 Karbon + 4 Hidrojen  Her bağ tekli kovalent bağdır. Karbon burada 4 hidrojen atomuyla 4 tekli bağ yapar. Her iki taraf da kararlı olur. (Karbonun son katmanı alabileceği en fazla elektron sayısı olan 8’e ulaşır. Hidrojenin tek katmanı da 2 elektrona ulaşarak kararlı hale gelir) Bileşik Adı: Etilen (Eten) Kimyasal Formülü : C2H4 Açıklama: 2 Karbon + 4 Hidrojen Etilen’de iki karbon atomu birbiriyle çift bağ yapar. Yani toplamda 4 elektron paylaşırlar ve her karbon atomunun 6 elektronu olur. Ayrıca her karbon atomu, iki hidrojen atomuyla tekli bağ kurar ve elektron sayısını 8’e çıkarır (Yani bu bileşik için toplamda 4 hidrojene ihtiyaç var) Bileşik Adı: Propin Kimyasal Formülü: C3H4 Açıklama: 3 Karbon + 4 Hidrojen Propin’de üç karbon atomu vardır. Ortadaki karbon atomu ile uçtaki karbon atomu arasında bir üçlü bağ bulunmaktadır.  Kalan bağlar hidrojenlerle gerçekleşir. Aşağıda yer alan görsel üzerinden incelendiğinde daha anlaşılır olacaktır. Görüldüğü üzere; 1 karbon,3 hidrojen ve diğer 1 karbon ile tekli bağ kurarak 8 elektronu tamamlamıştır. Ortadaki karbon atomu diğer karbon atomuyla üçlü bağ ve diğer karbon atomuyla tekli bağ, diğer karbon atomu ise ortadaki karbon atomuyla üçlü bağ ve bir hidrojen atomuyla tekli bağ kurarak kararlı hale gelmiştir. Şimdi örnek verdiğim bu bileşiklerin isimlerine dikkat edin: MET-AN ET-EN PROP-İN Hidrokarbonların sınıflandırılmasından bahsederken bu adlandırma sistematiği üzerinde de duracağım. HİDROKARBONLARIN SINIFLANDIRILMASI Hidrokarbonlar üçe ayrılır. Doymuş, Doymamış ve Aromatik hidrokarbonlar. DOYMAMIŞ HİDROKARBONLAR Doymuş hidrokarbona alkanlar da denir. En basit hidrokarbon türüdür ve karbon atomları yalnızca tekli bağlardan oluşurlar. Bağ kapasiteleri tamamen dolduğu için doymuş olarak adlandırılır. (Yalnızca tekli bağa sahip olan hidrokarbonları doymuş olarak tanımlayabiliriz) Alkanlar, C(n) H(2n +2) moleküler formülüne sahiptir ; burada (n), karbon atomlarının sayısını ifade eder. Örneğin: Etan (C2H6) Sikloalkanlar da; tekli bağ içerdikleri için doymuş hidrokarbonlardandır. Ancak alkanlardan farklı olarak yapısı açık zincir değil de halkalı şeklindedir. DOYMAMIŞ HİDROKARBONLAR Doymamış hidrokarbonlar; alkenler, alkinlerdir. Karbon zincirinde en az bir çift bağ, üçlü bağ veya halka bulunan bir hidrokarbon türüdür.Bu nedenle bu moleküller, karbon zincirinin muhtemelen tutabileceği maksimum değerden daha az hidrojen atomuna sahiptir. n karbon atomu içeren doymamış bir hidrokarbonun moleküler formülünde n + 2’den az hidrojen atomu bulunacaktır. Örneğin: eten (C2H4) Çift bağa sahip olanlara alken, birden fazla çift bağa sahip ise alkedien olarak adlandırılır. Genel olarak bu gruba olefinler de denir. 3901 ve 3902 Tarife Pozisyonlarında olefinlerden bahsedeceğiz. Üçlü bağ içerenlere ise alkinler denir. AROMATİK HİDROKARBONLAR Doymuş ve doymamış olarak ele aldığımız hidrokarbonlar Alifatik Hidrokarbonlar olarak adlandırılır. Bu sınıfa dahil olmayan Aromatik hidrokarbonlar ise; karbon ve hidrojen atomlarından oluşan ve özel bir halka yapısına sahip organik bileşiklerdir. Aslında doymamış hidrokarbonlardan oluşan bu grup, farklı bağ yapıları nedeniyle ayrı bir grupta ele alınmasını gerektirir. Son derece toksiklerdir ancak genellikle hoş kokulu oldukları için geçmişte “aromatik” olarak

Read More

84. ve 85. Fasıllara İlişkin Bir Değerlendirme

Armonize sistem, uluslararası ticarette malların sınıflandırılması için kullanılmakta olup her fasıl belirli türdeki ürünleri kapsamaktadır ancak 84 ve 85. fasıllarda olduğu gibi bazı sınıflandırmalarda kesin ayrımlar yapabilmek kolay değildir. Bunun ana nedeni; ilgili tarife pozisyonlarında yer alan istisnaların fazla olması; dolayısıyla eşyaya ilişkin genellemeler ve kapsayıcı tanımlamalara başvurulmamasıdır. 84 ve 85. fasılların uluslararası ticaretteki kıymet ve hacimsel payları düşünüldüğünde; bu sınıflandırmayı sağlıklı bir şekilde yapabilmek oldukça önemlidir. Her fasılda olduğu gibi söz konusu fasıllarda yer alan pozisyonları değerlendirirken; öncelikle bölüm, fasıl ve pozisyon notları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte; bu yazıda ilk bakışta eşyanın hangi fasılda yer alabileceği üzerine düşünme becerisinin sağlanmasını amaçlamaktayım. Tarife cetvelinin 16. Bölümünde yer alan ilgili fasıllara bakalım. 84 Nükleer reaktörler, kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler; bunların aksam ve parçaları 85 Elektrikli makina ve cihazlar ve bunların aksam ve parçaları; ses kaydetmeye ve kaydedilen sesi tekrar vermeye mahsus cihazlar; televizyon görüntü ve seslerinin kaydedilmesine ve kaydedilen görüntü ve sesin tekrar verilmesine mahsus cihazlar ve bunların aksam, parça ve aksesuarı Görüldüğü üzere; nükleer reaktörler ve kazanların 84. Fasılda, ses ya da görüntü kaydeden ve bunların tekrar verilmesine mahsus cihazların 85. Fasılda yer aldığı açıktır. Bu yazıda ise mekanik cihazlar/makineler ve elektrikli cihazlar/makineler ayrımını ele alacağım. ÇALIŞMA PRENSİBİ – MAKİNE VE MEKANİK CİHAZLAR / ELEKTRİKLİ MALLAR 84. Fasıla genel olarak mekanik enerjiyle çalışan eşya dahil edilir. 85. Fasıl ise elektronik enerjiyle çalışan eşyayı içermektedir. Oysa günümüzde cihazların çoğu hem mekanik hem de elektrikli bileşenler içermektedir. Bu nedenle sınıflandırma genellikle eşyanın asıl işlevine göre yapılır. Bununla birlikte; asıl belirleyici unsur fasıl ve pozisyon notlarıdır. Konuya ilişkin 84. fasılın notlarında aşağıdaki hususlar belirtilmiştir: “Genellikle 84. Fasıl, makinalar ile mekanik cihazları ve 85. Fasıl, elektrikli malları kapsamaktadır. Bununla beraber bazı makinalar 85. Fasılda ismen yer almakta (Örneğin; ev işlerine mahsus elektromekanik cihazlar gibi), diğer taraftan, mekanik olmayan bazı cihazlar da 84. Fasılda yer almaktadır (Buhar kazanları ve bunların yardımcı cihazları ile filtre edici cihazlar gibi). 84. Fasıla dahil edilmiş makinalar ve mekanik cihazlar elektrikli olsalar dahi bu Fasılda kalırlar, örneğin: (1) Elektrik motoruyla çalışan makinalar. (2) Elektrikle ısıtılan makinalar, örneğin, 84.03 pozisyonuna dahil merkezi ısıtma kazanları, 84.19 pozisyonuna dahil makinalar ve elektrikli ısıtma tertibatlı diğer makinalar (kalenderler, mensucat sanayiinde kullanılan yıkama, ağartma ve benzeri işlere mahsus makina ve presler gibi). (3) Elektromanyetik fonksiyonlu makinalar (valflar gibi) veya elektromanyetik tertibatlı makinalar (otomatik durdurma tertibatı elektromanyetik olan dokuma tezgahları, elektromanyetik başlı vinçler ve torna edilecek eşyayı tutacak kısmı elektromanyetik olan torna tezgahları gibi). (4) Elektronik fonksiyonlu makinalar (Elektronik hesap makinaları, otomatik bilgi islem makinaları gibi) ile fotoelektrik veya elektronik tertibatlı makinalar (fotoelektrik kontrol tertibatlı hadde makinalar ve elektronik kontrol tertibatlı çeşitli aletler gibi) “ 85. Fasılın notlarında ise; 84. Fasıla dahil makine ve cihazların elektrikli olsa dahi ilgili Fasılda yer alacağı, bunun dışında 16. Bölüm notlarında hariç bırakılanlar dışındaki tüm elektrikli makine ve cihazların 85. Fasılda yer alacağı belirtilmiştir. Dizel Motor (Örneğin: Kamyon motoru) Fasıl: 84 Neden: Mekanik bir motor; elektrikle değil, içten yanmalı sistemle çalışır. Elektronik kontrol sistemleri olabilir ama temel işlevi mekaniktir. Elektrik Motoru (Örneğin: Endüstriyel kullanım için AC motor) Fasıl: 85 Neden: Elektrik enerjisiyle çalışır ve mekanik hareket üretir, ancak çalıştırma prensibi elektriktir. Buzdolabı Fasıl: 84 Neden: Elektrikle çalışmasına rağmen esas olarak bir soğutma sistemi (mekanik kompresör, gaz çevrimi) üzerinden çalışır. Yani mekanik bir işlevi vardır. Elektrikli Süpürge Fasıl: 85 Neden: Temel çalışma şekli elektrikli motora dayanır ve ev tipi cihazlarda bu motorlar ana işlevi üstlenir. Yazıcı (Printer) Fasıl: 84 Neden: Mekanik olarak kağıt besleyen, mürekkep püskürten vb. işlevleri vardır. Elektrik ile çalışsa da baskı işlemi mekanik olduğundan 84. fasılda yer alır. (Pozisyon: 8443) Cep Telefonu Fasıl: 85 Neden: Elektronik bir iletişim cihazıdır. Sinyal alma-verme, veri işleme, ekran ve batarya gibi tamamen elektronik bileşenlerden oluşur. Peki elektronik işlemci gücüne dayanan bilgisayarlar neden 84. Fasılda yer alır? Çünkü bilgisayarlar fasıl notlarında “otomatik bilgi işlem makineleri” olarak değerlendirilir. 84. Fasıl notlarında, “otomatik bilgi işlem makineleri” tabirinden aşağıda yazılı özelliklere sahip olan makinelerin anlaşılacağı belirtilir. (i) İşletim program yada programlarını ve en azından bir programı çalıştırmaya yetecek kadar bilgiyi yüklü bulunduran (ii)Kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde serbestçe programlanabilen (iii) Kullanıcı tarafından belirlenen aritmetiksel hesaplamaları yerine getirebilen ve (iv) Herhangi bir insan müdahalesi olmadan, işlem sırasında mantıksal kararlar vererek akış yönünü değiştirebilecek programlar çalıştırabilen makinalar. Şurası açıktır ki; Armonize sistem hazırlanırken bilgisayarlar elektronik devreler ve mikroçiplerle donatılmış cihazlar değildi. Geçmişten günümüze 8471 pozisyonundaki “otomatik bilgi işlem makineleri” gibi esnek bir tanımlama, sınıflandırma ihtiyaçlarını karşılamaya yetti. Bilgisayarlar için 85. Fasılda oluşturulacak yeni bir tarife pozisyonu tarife cetvelinin amacına uygun değildi. KULLANIMA AMACINA GÖRE – SANAYİ / EV 84. fasılda genellikle sanayi makineleri, üretim süreçlerinde kullanılan makineler yer alırken, 85. fasılda evde kullanılmaya mahsus ürünler yer alır. Örneğin sanayi tipi mikserler 8438 pozisyonunda, ev tipi mikserler 8509 pozisyonundadır. Hotel, motel, hastane, büro, restoran ve okul gibi (evlerden başka) tesislerde kullanılmak üzere tasarlanmış, halıya sıvı temizleme çözeltisi zerkedip daha sonra bunu emme yoluyla çeken, yerinde halı temizleme cihazları 84.51 pozisyonunda sınıflandırılır. Aynı eşyanın evde kullanılmak üzere tasarlananları ise 8509 pozisyonundadır. Elbette bunun da istisnaları mevcuttur. Örneğin sanayide kullanılan elektrikli fırınlar 8514 pozisyonunda, ev işlerinde kullanılan elektrikli fırınlar ise yine 85. fasılda 8516 pozisyonunda yer alır.  8422 pozisyonundaki bulaşık makineleri, 8415 pozisyonundaki klimalar evde kullanılan tipte olsa dahi 84. fasılda yer alır. Soğuk su veren su sebilleri 8418’de sınıflandırılırken, hem soğuk hem sıcak su verebilen su sebilleri 8516 pozisyonunda yer alır.

Read More

Polimerler

Amazon’un derinliklerinde, ağaçlardan akan süt beyazı bir sıvı, yerlilerin hayatında büyük bir yer tutuyordu. Bu ağaçlara Hevea brasiliensis, yani kauçuk ağaçları deniyordu. Yerli halk bu kıvamlı sıvıyı, yani doğal lateksi, kaplarını su geçirmez hale getirmek için kullanıyor, hatta top yaparak oyunlar oynuyordu. Lateks, Avrupalı kaşiflerin dikkatini çektiğinde 15. yüzyılın sonlarıydı. Avrupa’ya taşınan bu sıvıya “kauçuk” (İngilizce “rubber”) adı verildi çünkü kalemle yazılan yazıları silebiliyordu. Ancak doğal kauçuğun büyük bir sorunu vardı: Soğukta sertleşiyor, sıcakta ise eriyip yapış yapış oluyordu. Yani istikrarsız, güvenilmez bir maddeydi. Yağmurluk yapmaya kalksanız sıcak bir günde üzerinize yapışıyor, soğukta ise kırılacak kadar sertleşiyordu. İşte tam burada Charles Goodyear adında bir adam hikayeye dahil oldu. (Ölümünden yıllar sonra kurulan ünlü Lastik üreticisi firmanın isim babası da kendisidir) Goodyear, 1830’larda Amerikan sanayisinin yükselişe geçtiği bir dönemde, kauçuğun potansiyelini fark etti. Günlerini kauçukla uğraşarak, farklı kimyasallar deneyerek geçirdi. Ve rivayet odur ki; 1839 yılında çalışmalarında kullandığı kükürt karışmış bir kauçuk parçasını yanlışlıkla sıcak bir sobanın üstüne düşürdü. Normalde eriyip yapış yapış hale gelmesi gerekirken, bu parça esnekliğini koruyarak sertleşti. Goodyear, kauçuğun ısı ve kükürt yardımıyla kalıcı olarak dayanıklı hâle geldiğini fark etti. Biz Goodyear’ın yanlışlıkla gerçekleştirdiği bu işleme günümüzde “vulkanizasyon” diyoruz. Vulkanizasyon, kauçuk moleküllerinin arasına kükürt atomlarının köprüler kurmasını sağlar. Bu köprüler sayesinde polimer zincirleri artık rastgele kaymaz, belirli bir düzende hareket eder. Böylece madde hem esnek kalır hem de sıcak-soğuk değişimlerine dayanıklı hale gelir. Goodyear’ın bu keşfi, modern kauçuk endüstrisinin temelini attı. Ancak Goodyear ne yaptığını tam anlamıyla kimyasal terimlerle açıklayamadı çünkü yaşadığı dönemde “polimer” kavramı henüz doğmamıştı. Oysa bugün biliyoruz ki, doğal ya da sentetik kauçuklar aslında polimerlerdir. Doğal kauçuk, “izopren” adlı küçük moleküllerin uzun zincirler halinde birbirine bağlanmasıyla oluşur. Goodyear’ın yaptığı şey ise, bu zincirler arasında kalıcı köprüler kurarak maddeye dayanıklılık kazandırmaktı. Polimerler, çok sayıda küçük ve benzer yapıdaki moleküllerin (monomerlerin) kimyasal bağlar ile bir araya gelip binlerce kez tekrarlanarak oluşturduğu büyük ve karmaşık moleküllerdir. Doğada kendiliğinden oluşabileceği gibi laboratuvar ortamında da üretilebilir ve günlük yaşamımızda sıkça karşılaştığımız birçok eşyanın temelini oluşturur. Örneğin kullandığınız ürünlerin ambalajlarına bakın. Çoğunda geri dönüşüm süreçlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için aşağıdaki görselde yer alan işaretlerden birini göreceksiniz. Polimerlerin farklı şekillerde sınıflandırmak mümkün ancak biz yazımızda Doğal polimerler ve Sentetik polimerler olarak ele alacağız. DOĞAL POLİMERLER Doğal polimerler, doğada bulunan ve canlı organizmalar tarafından üretilen büyük moleküllerdir. Bu polimerler, bitkilerden, hayvanlardan veya mikroorganizmalardan elde edilebilir. Bazı önemli doğal polimerler şunlar: • Selüloz: Bitkilerin hücre duvarlarında bulunan ve bitkilere yapı kazandıran bir polisakkarittir. Pamuk ve kağıt gibi ürünlerin ana bileşenidir. • Nişasta: Bitkilerde enerji depolamak için kullanılan bir polisakkarittir. Patates, mısır ve buğday gibi gıdalarda bol miktarda bulunur. • Proteinler: Amino asitlerin birleşmesiyle oluşan ve canlıların yapısal ve işlevsel bileşenlerini oluşturan polimerlerdir. Örneğin, kaslarımızdaki aktin ve miyozin proteinlerdir. • DNA ve RNA: Nükleotid adı verilen birimlerin birleşmesiyle oluşan ve genetik bilgiyi taşıyan nükleik asitlerdir. Tüm canlıların kalıtım materyalini oluştururlar. • Doğal Kauçuk: Yukarıda da anlattığım gibi Kauçuk ağaçlarının sütümsü özsuyundan elde edilen ve esnek yapısıyla bilinen bir polimerdir. Lastik üretiminde kullanılır. • İpek ve Yün: Hayvanlardan elde edilen protein bazlı liflerdir. İpek böceklerinden elde edilen ipek ve koyunlardan elde edilen yün, tekstil endüstrisinde yaygın olarak kullanılır. SENTETİK POLİMERLER Yapay polimerler, laboratuvar ortamında kimyasal yöntemlerle üretilen polimerlerdir. Genellikle petrol türevlerinden elde edilen monomerlerin birleştirilmesiyle oluşturulurlar. Günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız birçok ürün, yapay polimerlerden üretilmiştir. Bazı önemli sentetik polimerler ise şunlardır: • Polietilen (PE): Plastik poşetler, şişeler ve ambalaj malzemelerinde kullanılan esnek ve dayanıklı bir polimerdir. • Polipropilen (PP): Otomotiv parçaları, ev eşyaları ve tekstil ürünlerinde kullanılan ısıya dayanıklı bir polimerdir. • Polivinil Klorür (PVC): Su boruları, pencere çerçeveleri ve zemin kaplamalarında kullanılan sert ve dayanıklı bir plastiktir. • Naylon: Tekstil endüstrisinde sıkça kullanılan, güçlü ve esnek bir sentetik liftir. Çorap, halat ve paraşüt yapımında kullanılır. • Polistiren (PS): Tek kullanımlık tabak, bardak ve ambalaj köpüğü üretiminde kullanılan hafif bir polimerdir. • Teflon (PTFE): Yapışmaz tava kaplamalarında ve elektrik yalıtım malzemelerinde kullanılan ısıya ve kimyasallara dayanıklı bir polimerdir. Polimerlerin çok sayıda aynı ya da farklı monomerin kimyasal bağ ile birleşmesiyle oluştuğunu söylemiştik. Monomerlerin, bir dizi ardışık reaksiyon neticesinde zincire benzer bir yapı oluşturduğu işlem polimerizasyon olarak adlandırılır. (-Poli, Yunanca çok) Eğer bir polimer aynı tür monomerlerden oluşuyorsa homopolimer olarak adlandırılırken, iki ya da daha fazla monomerden oluşuyorsa kopolimer olarak adlandırılır. Örneğin Etilen monomeri bir araya gelip tekrarlanarak polietilen olur. Dolayısıyla polietilen bir homopolimerdir. Vinil Klorür monomerinin polimerizasyonu ile Polivinil Klörür (PVC) elde edilir. PVC de bir homopolimerdir. Stiren ve butadien monomerleriyle oluşan SBR (Sentetik Kaçuk – otomobil lastikleri) ise bir kopolimerdir. Aynı şekilde Naylon da ( Hekzametilendiamin + Adipik asit) bir kopolimer olarak adlandırılır. Gümrük Tarife Cetvelinde Kopolimer terimi şu şekilde tanımlanır: “Kopolimer, hiçbir tek monomer ünitesinin toplam polimer miktarı içinde ağırlık itibariyle % 95 ya da daha fazla olmadığı polimerlerdir.” 39. Fasılda yer alan kopolimerlerin sınıflandırılmasında, baskın olan monomerlerin hangi pozisyonda yer aldığı önemlidir. Oran olarak fazla olan monomer ünitesi, kopolimerin nerede sınıflandırılacağını belirler. % 55 vinil klorür monomer ünitesi içeren bir vinil klorür asetat kopolimeri 39.04 pozisyonunda, fakat % 55 vinil asetat monomer ünitesi içeren hali 39.05 pozisyonunda yer alır. Benzer olarak, % 45 etilen, % 35 propilen ve % 20 isobutilen monomer ünitesinden müteşekkil bir kopolimer 39.02 pozisyonunda sınıflandırılır, çünkü 39.02 pozisyonunda yer alan propilen ve isobutilen monomer üniteleri, kopolimerin % 55 ini oluştururlar ve birlikte mütalaa edildiklerinde, etilen monomer ünitesine üstün gelirler.” POLİMER ZİNCİRLERİ / MOLEKÜLER ZİNCİR Yukarıda bahsettiğim ve “Moleküler zincir/ Polimer zinciri” olarak adlandırılan zincirdeki kimyasal bağlar, polimerin özelliklerinde belirleyicidir. Polimerler, birbirlerine güçlü kimyasal bağlar ile bağlanan monomerlerin oluşturduğu zincirler ve bu zincirlerin birbiriyle zayıf Van der Waals bağları ile etkileşime girmesiyle oluşur. Güçlü kimyasal bağları ele alırken; monomerlerdeki fonksiyonel gruplardan bahsetmek gerekecektir. Moleküllerin bir zincir oluşturabilmesi için bağlanma noktaları içermesi gerekir. Bu noktada fonksiyonel gruplar devreye girer. Bir fonksiyonel grubun atomları birbirine ve bileşiğin geri kalanına kovalent bağlarla bağlıdır ve polimerizasyon reaksiyonları, genellikle fonksiyonel gruplar aracılığıyla başlatılır. Bu şekilde polimerin sertlik, esneklik, kimyasal dayanımı ve işlenme yeteneği gibi özellikleri belirlenir. Ayrıca polimerlerin ait olduğu sınıflandırma da içerdiği bu fonksiyonel gruba göre belirlenir. Örneğin; – Ester fonksiyon grubunu içeren polimerler, polyester ailesinde yer alır. (PET-Polietilen Tereftalat) – Amin grubunu

Read More

Dell Bataryaları – Gümrük Yorum Kuralı 3b ve Set Halindeki Eşya Sınıflandırması

Dava Konusu ve Yorum Kuralı 3(b) 2011 yılında ABD Temyiz Mahkemesi, Tarifenin Genel Yorum Kuralı 3(b) ve takım/set haline getirilmiş eşyaya ilişkin önemli bir karara imza attı. Dava, Dell Products LP’nin dizüstü bilgisayarlar için geliştirdiği ikincil bataryaları kapsıyordu. Dell, dizüstü bilgisayarlarını batarya, güç kablosu, adaptör ve kullanım kılavuzlarıyla birlikte satıyordu. Öte yandan, ikincil bataryaları ise ayrı şekilde, isteğe bağlı aksesuarlar olarak sunuyordu. Bu batarya, birincil batarya tükendiğinde, harici bir güç kaynağına gerek kalmadan bilgisayarı çalıştırmaya devam ediyordu. Ancak aynı anda iki batarya kullanılamıyordu. Kullanıcı, birincil batarya bitince onu çıkarıp ikincil olanla değiştiriyordu. İthalat Süreci ve Paketleme Söz konusu ikincil piller, dizüstü bilgisayarlardan ayrı olarak Dell’in Nashville, Tennessee’deki Dış Ticaret Alt Bölgesi’ne (FTZ) kabul edilmiştir. FTZ, bizdeki serbest bölgeler benzeri bir yapıdır. Alt bölge uygulaması sayesinde, şirketin kendi fabrikası ya da deposu da FTZ statüsü kazanabilir. Dell’in FTZ’sine kabul edildikleri sırada, ikincil piller “imtiyazsız yabancı statüsüne” sahiptir. Bu statü, ürünün ithalat sırasında hangi tarifeye tabi olacağının henüz belirlenmediği anlamına gelir. Dell, dizüstü bilgisayarları birincil pil, adaptör, güç kablosu ve kılavuzlarla birlikte satıyordu. İkincil bataryaları ise opsiyonel aksesuarlar olarak ayrıca listeliyordu. Müşteri, dizüstü bilgisayar siparişiyle birlikte bir ikincil pil de seçerse, Dell bu ürünleri birlikte paketliyordu.Dizüstü bilgisayar ve birincil pil küçük bir kutuya, diğer öğeler büyük kutuya yerleştirilmekteydi. Dell, tüm paketi doğrudan FTZ’den müşteriye gönderiyordu. Gümrük Sınıflandırması ve İtiraz Dell, ikincil bataryaların dizüstü bilgisayarların bir parçası olduğunu ileri sürdü. Bu nedenle, tüm paketi “portatif otomatik bilgi işlem makineleri” (8471.30) altında sınıflandırmak istedi. Ancak Gümrük, bu talebi reddetti. İkincil bataryaların “perakende satış için set” kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu. Bu nedenle bataryaları ayrı sınıflandırdı ve “diğer akümülatörler” (8507.80) pozisyonuna aldı. Bu sınıflandırma, %3,4 vergiye neden oldu. Dell’in İtirazı ve Mahkemenin Değerlendirmesi Dell, karara itiraz ederek iki noktaya vurgu yaptı: Bataryaların “perakende satış için set” kapsamında paketlendiği Bu bataryaların bilgisayarın işlevsel birimleri olduğu Ancak Uluslararası Ticaret Mahkemesi, bu iddiayı kabul etmedi. Mahkeme, “birlikte sipariş edilip paketlenmiş” olmanın, tek başına “set” anlamına gelmeyeceğini belirtti. Bu gerekçeyle Gümrüğün kararını onadı. Temyiz ve Citroen Davası Emsali Dell bu kararı temyize taşıdı. Gümrüğün sınıflandırmayı, ürünün satış şekline göre değil, ithalat sırasındaki haline göre yapması gerektiğini savundu. Bu iddiasını 1911 tarihli “United States v. Citroen, 223 US 407” davasıyla destekledi. Citroen davasında, Fransa’dan ithal edilen gevşek inci taneleri vardı. Alıcı, bu incileri hem dizilmemiş, doğal haliyle hem de kolye halinde görmüştü. Ancak inciler ABD’ye dizilmemiş biçimde girdi ve daha sonra kolye haline getirildi. Dönemin tarife hükümleri, “yerleştirilmiş veya dizili inciler” ve “doğal hallerindeki inciler” için farklı vergi oranı öngörüyordu. Mahkeme, eşyanın doğal haldeki inciler olarak sınıflandırılması gerektiğine karar verdi. Çünkü eşyanın vergiye tabi sınıflandırılması, eşyanın ithal edildiği andaki mevcut halinin incelenmesiyle belirlenmeliydi. Temyiz Mahkemesi’nin Nihai Kararı Temyiz mahkemesi, Dell’in emsal olarak gösterdiği bu karara itibar etmedi. Çünkü söz konusu dava, her ne kadar eşyanın ithal anındaki haliyle sınıflandırılması gerektiğine dair bir çerçeve çizmiş olsa da; 3(b) yorum kuralının uygulanmasıyla ilgili değildi. Temyiz mahkemesine göre; gümrük, birlikte paketlenmiş ikincil pillerin ve dizüstü bilgisayarların “perakende satış için setler halinde sunulup sunulmadığını” yalnızca ithalat sırasındaki durumlarını inceleyerek belirlememelidir. Perakende satış için paketlenmiş bir mal seti, müşterilere tek bir mal birimi olarak satışa sunulan bir mal setidir. Müşteriye taşınmak üzere birlikte paketlenmiş bir mal koleksiyonu değildir. Bu nedenle; ürünün gümrük işlemleri esnasında birlikte paketlenmiş olması, eşyanın  tek bir tarife altında sınıflandırmaya tabi tutulacağı sonucunu doğurmayacaktır. İlgili dava set haldeki eşyanın sınıflandırılmasına ilişkin tarife yorum kurallarının anlaşılmasında oldukça değerlidir. GYK 3(b), yalnızca paketlemeye ve eşyanın ithalat esnasındaki durumuna değil, bütünsel bir mantığına odaklanır. Konuya ilişkin diğer yazılar: Gümrük Tarife Yorum Kuralları Dünya Gümrük Örgütü Muhtelif Sınıflandırma Görüşleri KAYNAKÇA Dell Products LP v. United States. No. 2010–1451. United States Court of Appeals, Federal Circuit, 29 Nisan 2011.

Read More
Umut Yiğit Gümrük Muayene Memuru 7

Umut Yiğit

uyigit